Yeni Üniversiteler Kurmak Çözüm Değil, Çözümsüzlüktür !
















17 yeni üniversite kuruldu bildiğiniz gibi. Yakında 39’u bulacağı söyleniyor. Aslında bunlara üniversite demek doğru değil, bir gecede üniversite olmuş fakülteler.
Bu fakülteler isimce üniversite olsalar da, altyapıları, öğretim üyeleri yetersiz durumda. Tam anlamıyla üniversite olmaları 15-20 yılı bulacaktır. Devletin üniversitelere ne kadar ödenek ayırdığı, ne kadar öğretim üyesi kadrosu verdiği ortadadır. Bu açıdan ödenek yetersizliği ve öğretim üyesi kadrosunun az verilişi bu üniversitelerin gelişim sürecini uzatacaktır.

Her seçim döneminde, yapılan mitinglerde gelişmekte olan illere üniversite kurma vaadi verilir siyasîler tarafından. Bu üniversitelerde biraz o vaatlerin uzantısı galiba. Bu konuda bir anım vardır. 10 yıl kadar önce, ortaokul yıllarında, Çiller’in bir seçim mitingini izlemiştim. İlçemiz Akşehir’i il yapacak, bir de Nasreddin Hoca Üniversitesi kuracaktı. Ortada il de yok, üniversitede. İkisinin seçeneğin de mantığının olmadığını şimdi anlıyorum.

Yeni kurulan üniversitelere ayrılan bütçe de ayrı bir tartışma konusudur. Yeni üniversite kurmaktansa geri kalmış üniversitelere veya fakültelere, özellikle eğitim fakültelerine kaynak ayırmak daha mantıklı olurdu. Yurt dışındaki yükseköğretim sistemlerine baktığınızda, üniversiteler belirli şehirlerde toplanmıştır. Ülke içindeki dağılımı da dengelidir. Sürekli yeni üniversite de kurulmaz. Devletin ayırdığı ödenekle varolan üniversiteler geliştirilir. Böylelikle eğitim kalitesi de artar. Üniversiteler asıl işleri olan eğitim ve araştırmayla ilgilenir.
Biz de ise tam tersi, varolan bütçe savruluyor. Birçok eksiği olan üniversite varken, yeni üniversiteler açmaya uğraşıyoruz. Bırakın fakülteleri, çoğu yüksek okulu Akşam Lisesi görünümünde. Gündüz lise öğretimi yapılan binalar akşam yüksekokula dönüşüyor. Adı üniversite, ama yerleşimi de eğitimi de yetersiz. Gençlerin üniversiteye kolay geçişleri, birçok gencin üniversiteli olabilmesi güzel. Ama, bu şekilde üniversitelerin eğitim kalitesi de öğrenci geleceği de sorunlu hale geliyor.

Yeni üniversitelerin açılmasına diğer gerekçe olarak, gençliğin şiddetten uzak kalmasını ve büyük kentlere göçün azalmasını sağlamak gösteriliyor. Bu gerekçeye göre işsiz gençler üniversite eğitimi alarak, şiddetten, terör oluşumlarından uzak kalıyorlar. Fakat üniversite eğitimleri bittiğinde onlara iş imkanı yaratılmıyorsa durum pek farklı olmayacak. Yani bu yöntem şiddetten uzak tutmak değil aslında “gençleri oyalamak”. Başka bir şey değil.
Diğer taraftan, göç olgusunu çözmek gençliği geleceksiz şekilde yetiştirmekten geçmiyor. Göçü önlemenin en kolay yolu iş imkanı yaratmaktır.

Sonuç olarak, gelişmekte olan illerdeki fakülteleri üniversite haline getirmek çözüm sağlamayacaktır. Ülkemizdeki üniversite sayısı şu aşamada yeterli sayıdadır. Yetersizlik üniversite sayısında değil, üniversitelerin altyapılarındadır. Yeni kurulan üniversiteler işsiz üniversiteliler/öğretmenler yaratmaktan öteye gidemeyecektir. Ar-talep dengesini düşünmeden insan yetiştirmek, bir ülkeyi geliştirmek yerine, sosyal krizleri büyütür. Ülkemiz yıllardır bu gerçeği düşünmeden, kısa vadeli çözümlerle eğitim sistemini düzeltmeye çalışıyor. Gelişmiş ülkeler, adımlarını doğru attıkları için bugüne gelmişlerdir. Biz ise seksek oynamaktayız.

Akılcı çözümlere ulaşmak dileğiyle……


Üzeyir KADIOĞLU

EĞİTİM İŞ İLANLARI

Sayfayı Paylaş