Lise branş öğretmen adaylarının geleceği

Yıllarca üvey evlat muamelesi görmek, lise branş öğretmen adaylarının kaderi olsa gerek. Gençliğin kültürel birikimini kazandıracak Tarih, Edebiyat gibi branşlara, bilimsel süreç becerilerini kazandıracak Fizik, Kimya, Biyoloji gibi branşlara ve belki de en önemlisi Matematik branşına, -liseler 4 yıl olmasına rağmen- neden öğretmen atanmaz? MEB her işte olduğu gibi uyanıklığını branş atamaları konusunda da sürdürüyor.

Lise branşlarına neden atama yapılmıyor?
Bunun cevabı aslında çok basit :
Örneğin; ilköğretimde çalışan Sosyal Bilgiler öğretmeni, Lise Tarih ve Coğrafya branşlarına, Fen Bilgisi öğretmeni, Fizik, Kimya, Biyoloji branşlarına, Türkçe öğretmenleri Edebiyat branşlarına  kaydırılıyor. Bu şekilde lise branşlarındaki açık kapatılırken, ilköğretimde oluşan boşluklara öğretmen atanıyor. Ya da bildiğimiz gibi “ücretli öğretmenlikle” sorun gideriliyor.
Resim, Beden, Müzik gibi branşları önemseyen yok zaten. Bu tür sanat ve spor derslerine tüm öğretmenler girebiliyor. Bu şekilde ekders, yani gelir de elde ediyorlar. Sisteme göre bu dersler gereksiz gibi. Beden Eğitimi’nde maç yaptırıp, “Müzik” dersinde birkaç güncel şarkı söyletmek, “Resim” dersinde basit bir şeyler çizdirip ödevler vermeyi bu öğretmenler de becerebilir. Oysa, bu derslerin öğrencinin kişisel ve sosyal gelişiminde büyük önemi vardır. Alanında uzman olmayan öğretmenlerle geçen bu dersler boşuna vakit kaybıdır.

Lise branş atama kontenjanlarını görüyorsunuz. Bazı küçük sürprizler dışında komik kontenjanlarla sınırlı tutuluyor. Her yıl artan genç nüfus nedeniyle “Sınıf Öğretmenliği” branşına ister istemez atama yapılıyor. Yılda yaklaşık 20 bin sınıf öğretmeni adayı mezun oluyor. Bunların yarısına yakını atanabiliyor. Bu açıdan en şanslı branş Sınıf Öğretmenliği branşı. Buna rağmen atama yetersiz kalıyor. Her zaman olduğu gibi “ücretli öğretmenlik” imdada yetişiyor. Sınıf Öğretmenliği  branşının da geleceği pek parlak değil. Bu yıl arttırılan kontenjanlarla mezun sayısı 2000 civarında arttı. Üstelik, 6 özel üniversitede bile Sınıf Öğretmenliği bölümü var, ne hikmetse. İnsanlar 8-10 bin doları öğretmen olmak için ödüyorlar,bu üniversitelere.
Anlaşılan o ki, YÖK ve MEB’in uygulamalarında mantık aramak yanlış.

Sevgili dostlar,
Bir yıldır bas bas bağırıyoruz. Bunca öğretmenin tek kurtuluşu “eğitim fakültelerinde yeniden yapılanmasıdır” diye. Başka çıkar yol görünmüyor. 15-20 bin nüfuslu ilçelere eğitim fakültesi açan zihniyetin öğretmen adaylarının hâlini düşündüğü yok. Herkes oy peşinde. Sözde fakülte açılınca o yöre gelişecek, kalkınacak. Günlük çözümlerle eğitim politikası yürütülüyor. Ülkenin gençlerini geleceksizce yetiştirerek “Haydi Türkiyem İleri !” diyenlere şaşıyorum. .

Bu atama düzeninin değişeceğini zannetmeyin. Maliye her zaman sınırlı kontenjan verecektir. Tek çözüm “eğitim fakültelerinde düzenleme yapılması”dır. Bunu YÖK ve MEB yapacak görünmüyor. İş yine size düşüyor.

Umutla kalınız…

Üzeyir Kadıoğlu

EĞİTİM İŞ İLANLARI

Sayfayı Paylaş