Hüseyin Çelik'in Eğitim Karnesi

Eğitim son yıllarda; iş bilmemenin, kasten iş görmemenin, düşünmeden, ölçmeden, biçmeden, araştırıp incelemeden yapılan uygulamaların hedefi olmuş ve sonuçta kaybeden Türk Milli Eğitim Sistemi olmuştur.

Şöyle bir hafızamızı tarayalım:

Müfredat Değişikliği

Bu döneme en çok damgasını vuran konulardan birisi önce ilköğretimde başlayan ve orta öğretimde devam etmekte olan Müfredat Değişikliği olmuştur. Müfredat değişeli uygulanmaya başlayalı yıllar olduğu halde halen değişiklikler yapılmaktadır. Bu durum gerçek anlamda ülkenin geleceğini etkileyecek olan bir konuda ne kadar ciddiyetsiz çalışma yapıldığının en bariz göstergesidir. Bu iddiaya karşı sorunların düzeltildiği savunulsa da, müfredatın pilot uygulaması sona erdiği için, artık uygulama bütün öğrencilerin üzerinde yapılmaktadır. Öğrencilerin bu şekilde deneme tahtasına çevrilmesi, bu kadar önemli bir konuda ciddiyetsizlik iddiamızın sen büyük ispatıdır.

Toplumsal mutabakat sağlanarak yapılması gereken müfredat değişikliği tüm uygulamalarda olduğu gibi “ben yaptım oldu” düsturuyla işin ehli insanlar ya da örgütler bertaraf edilerek uygulamaya konulmuş, ülkemizin geleceği adeta ipotek altına alınmıştır.

Mevzuat Değişikliği

Bu konuda yapılan ve hukuk ile kamuoyu nezdinde yanlışlığı kabul edilen mevzuat değişikliklerinde gerçek anlamda hukukun, ülke gerçeklerinin ve ihtiyaçlarının gözetildiğinden söz etmek bir yana bunu düşündürecek en küçük emareyi dahi görmek mümkün değildir.


Bu dönemde sadece Ders kitapları yönetmeliği 15 kez değişmiştir. Bu değişikliklerin bazıları yargı kararı gereği bazıları ise keyfi uygulama ya da minareyi mevzuat kulıfına sokma amacı taşımıştır.

Eğitim Kurumları Yöneticileri ile ilgili yönetmelik ise her çıkarılışında yargı duvarına çarpmıştır. Bunun sonucu olarak yıllarca okullara asaleten atamalar yapılamamış; vekâleten yönetimlerle devam edilmiştir. Ayrıca dönem dönem yapılan atamalarda insanlar yeni görev yerlerine yolluklu olarak gitmiş, oralara yerleşmiş ve bir süre sonra iptalle beraber geri dönmek zorunda kalmışlardır. Dönüşte de doğal olarak yolluklarını almışlardır. Bu durumda hem devlet hem de görev yeri değişen öğretmen zarara uğratılmıştır.

Önce 5 yılını dolduran okul müdürlerinin yerlerinin değişeceğini söyleyen ve yürürlüğe koyan sayın bakan bu durumu meclis tutanaklarında da geçtiği gibi "beş yıllık uygulamaya gelince, arkadaşlar, beş yılını dolduranların yerinin değiştirilmesi kesinlikle ideolojik mülahazalarla, siyasi mülahazalarla alınmış olan bir karar asla değildir. Bunu samimiyetle ifade etmek isterim. Olay şudur: Arkadaşlar 'işletme körlüğü' diye bir şey vardır," diye savunmuş, -altını özellikle çizmek istiyorum ki- bu konuda yargı tarafından alınan iptal kararı bulunmadığı halde bu uygulamadan vazgeçmiştir.

Bu uygulamadan vazgeçmesi kararında meclis kayıtlarında bulunan Yalova Milletvekili Muharrem İNCE tarafından "İşletme körlüğü" ifadesinde kastınız nedir? Bakanlığınız merkez teşkilatı bürokratları 5 yıldan fazla aynı birimde ve görevde çalışmaları durumunda "işletme körlüğü" yaşamakta mıdır? Bu bağlamda 5. yılına yaklaşan görev süreniz göz önüne alındığında sizin de "işletme körlüğü" yaşamanız söz konusu mudur?” diye sorulan soruların etkisi olmuş mudur? (Bu arada bakanın görev süresi 6 yılı da aşmıştır.)

Ders kitapları ile ilgili yönetmelik değişikliklerinden bir tanesinde ders kitaplarının fasikül olarak basılabilmesi varken halen bu uygulamaya geçilmemesinin altında yatan sebep bazı yayıncıların kitaplarını eritmeleri için zaman kazanmak mıdır? Ve bu çocukların taşıdıkları ağır çanta yükünden dolayı kambur olma risklerinden daha mı önemlidir? Sebep bu değilse nedir?

Mevzuat değişikliği konusunda rekor denecek çoklukta düzenleme yapan bakanlık bu değişikliklerin büyük bir çoğunluğunun sebebi kendi döneminde yapılanı bozup yeniden yapmak ya da düzeltmek şeklinde olmuştur.

Kadrolaşma

Bu konuda her konu gibi içler acısı bir durumdadır. Milli Eğitim"de az da olsa oluşmaya başlayan bazı teamüller adeta çiğnenmiştir.

Daha önce hükümet ya da bakan değişikliği ile beraber üst düzey kadrolarda değişiklik görülürken son yıllarda sayın M.İNCE"nin 1 ileri 5 geri adlı kitabında yazdığı “Görevden almalarda, üst düzey yöneticilerin tercih edilmesi meşru görülebilir. Hizmetliden, düz memura, öğretmene kadar uzanan görevden alma görev yeri değişikliğinin hiçbir tutarlı tarafı yoktur.” Cümleleri ile özetlemek mümkündür.

Evet bazı teamüller oluşmaya başlamıştı örneklendirelim:

2002 öncesinde örneğin bir okulda müdürlük kadrosu herhangi bir nedenle boş ise bu görevi yapmak üzere asil atanıncaya kadar, ilk olarak o okulda görev yapan müdür başyardımcısı, daha sonra müdür yardımcısı ya da yöneticilik kıdemine sahip öğretmen sıralaması uygulamasına başlanmıştır. Ancak son yıllarda o okulda müdür başyardımcısı bulunduğu halde bırakın aynı okulu ya da ilçeyi başka ilçeden bir müdür yardımcısının ya da bir öğretmenin vekâleten görevlendirilmesine dahi rastlamak mümkündür.

Zamanında MEB"in beyni konumunda olan Talim Terbiye Kurulu ilk ele alınan kurum olmuş, görev yapan uzmanlar ve diğer öğretmenler görevden alınmış, onun yerine kısa sürede yenileri atanmış ya da görevlendirilmiştir. Yargı görevden alınanların haklarını teslim edince sonradan gelenler eski görev yerlerine gönderilmemiş, böylece kadro iyice şişirilmiştir.

1999"dan sonra Norm kadro uygulaması ile beraber normu bulunan kadrolar ile norm kadro fazlalıkları konusunda çalışmalar yapılırken 2002 sonrasında Merkez teşkilatı ile İl/İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinde olmayan kadrolara şube müdürü görevlendirmeleri doğal bir hal almaya başlamıştır.(örneğin ilçenin şube müdürü kadrosu 2 dir. Ve bu ilçede 2 asil şube müdürü görev yapmaktadır. Durum böyle iken 3. kişi şube müdürü olarak görevlendirilmiştir.)

11 kez görevden alınıp yargı kararıyla dönen Erzurum İl Milli Eğitim Müdürü Sayın Fevzi BUDAK"ın son görev yeri değişikliğinde dahi dolu kadroya yapılmıştı.

Sonuç Olarak;

Yukarıda ve “Eğitim Son Yıllarda Nereye Gidiyor” başlıklı diğer yazılarımızda dile getirdiğimiz gibi eğitimin yönlendiricilerinin yaptığı uygulamaların eğitimi ileriye götüren, geriye bakmaya mahal bırakmayan uygulamalar olması gerekirken, maalesef yapılan birçok uygulama, eğitime yarar sağlamamış, aksine zarar vermiştir.Bu zararlar Türk Milli Eğitim Sistemine verilen zararlar olup bunun sonuçları geçmişte olduğu gibi gelecekte de ülkemiz kalkınma(ma)sında kendini gösterecektir.


Eğitim Son Yıllarda Nereye Gidiyor (2) başlıklı yazıda ele aldığımız sayın ÇELİK"in görevden alınma(ma)sı konusunda sadece bakanın sözüyle İş Körlüğünü ele alsak bile yeterli bir gerekçe ortaya koyulmuş olacaktır.

Saygılarımla…


Maksut BALMUK

Eğitim Yöneticisi

Memuruz.net 'ten alıntıdır.

EĞİTİM İŞ İLANLARI

Sayfayı Paylaş