Atanamayan öğretmenlerin "Mektubumla buradayım" kampanyası !

Memuruz.net olarak Atanamayan Öğretmenlerle birlikte kampanya başlatıyoruz :

Mektubumla buradayım, ya siz neredesiniz?
Aşağıda iki adet mektup hazırladık. Biri Atanamayan, İşsiz ,Ücretli ve Sözleşmeli öğretmenler için.
Diğeri ise öğretmenlerimizin velileri akrabaları için.
Lütfen bu haberimizi sitemizin en altında bulunan Yazdır linkinden bastırarak aşağıda sizlere verdiğimiz (Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık) adreserine kendi ad soyadlarınızı yazarak yollayınız.
MEKTUBUMLA BEN DE VARIM!” Mektup Eylemi…
Ataması yapılmayan öğretmenler olarak öğretmen atamalarındaki sorunlara dikkat çekmek ve mağduriyetimizi anlatmak için “Mektubumla Ben de Varım!” mektup eylemine katılın. (memuruz.net)
Bu eyleme ataması yapılmış, atama bekleyen tüm öğretmen arkadaşlarımızın ve ailelelerinin aşağıdaki mektup örneklerinden istediklerinden birini çıktısını alarak;

* T.C. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği 06689 Çankaya - ANKARA
* Başbakanlık Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı Merkez Bina B/19 06640 Kızılay – ANKARA
yukarıdaki belirtilen adreslere PTT yoluyla göndererek bu hak arama mücadelesine sizde katılın.
Unutmayınız ne kadar çok mektup o kadar çok baskı.

* * *

Sayın ………………………………………………………….;
Ben, evladı öğretmen olan bir T.C. vatandaşıyım. Evladımı iyi şartlarda da olsa kötü şartlarda da olsa okutup mesleğini kazanmasına yardımcı oldum.
Evet, çocuğum öğretmen oldu, ama henüz bir meslek sahibi olamadı, hala bir öğrenciymiş gibi onu KPSS kurslarına gönderiyorum. Yüksek puanlar almalarına rağmen atamaları yapılmıyor maalesef. Bizim çocuklarımız zaten eğitim fakültelerinden mezun, öğretmen durumundalar, ama mesleklerini yapıp para kazanamıyorlar. Bu adaletsizliğin bir çaresi yok mu? Her sene bir umutla çocuğumuzu dershaneye gönderiyoruz ama sonuç hep hayal kırıklığı… Hem bizim için hem çocuğumuz için her geçen sene daha üzücü, daha yorucu, daha umutsuz bir sonuç doğuruyor. Kadrolu, güvenceli bir biçimde çalışmalarını istiyoruz, bir öğretmenin çalışmayı istemesi büyük bir şey istemek midir?
Öte yandan biliyoruz ki, her okulda birçok dalda 140 bin açık var. Eğitim sistemi adına bu doğru mudur? Evlatlarımız KPSS"ye giriyorlar yeterlilikleri belirleniyor ve hep nedense yetersiz oldukları söyleniyor. Devlet kendi üniversitesinin verdiği “öğretmenlik” diplomasını yeterli bulmuyor da, yeniden bir sınav yapma gereğini mi duyuyor? Diyelim ki, öğretmenler yetersiz olduğu için atanmıyor, peki devlet okulunda nasıl “ücretli öğretmenlik” yapıyor. Atanınca da devlet okuluna gitmiyor mu? Madem yetersiz devlet okulunda nasıl “ücretli öğretmenlik” yapıyor? Güvenceli istihdam her vatandaşın hakkı değil midir? Neden evlatlarımız üvey evlat muamelesi görüp yıllardır atanamıyor?
Biz onları okutmak için maddi ve manevi birçok zorluk çektik. Onların bu halini görüp manevi olarak zaten yıpranıyoruz, sırf manevi anlamda değil maddi anlamda da dershanelere gönderip yıpranıyoruz. Artık birileri bu zulme “dur” desin, 250 bin genç insan her gün umutlarını yitiriyor. Arkalarında aşağı yukarı bir milyon insan, yani biz aileler daha karamsar oluyoruz gün geçtikçe. Bu noktada da devleti yönetenlerden artık bir somut adım bekliyoruz.
Saygılarımla ………………..................

* * *

Sayın Cumhurbaşkanım (Başbakanım)…………………………………………………….;
Ben eğitim fakültesi ……………… mezunu bir öğretmenim. KPSS"ye bir öğrenci gibi çalışıp atamamı bekliyorum. Beklediğim atama bir türlü yapılmıyor. Buna sebep olarak ihtiyaç olmaması ve ihtiyacı karşılayacak bir bütçenin olmayışı gösteriliyor. İhtiyacın boyutları herkesçe biliniyor bu sefer de karşımıza bütçe sorunu sunuluyor. Bir devletin eğitim sorununa karşılık olarak para sıkıntısını göstermesi, hem ataması yapılmayan 250 bin öğretmen için hem de okullarda dersleri boş geçen öğrenciler açısından etik midir? Eğitimde günü kurtarmacı yaklaşım doğru mudur? Gelecekte bunlar, hem bizim hem de müstakbel öğrencilerimizin ve buna bağlı olarak toplumun eğitim ve gelişmişlik düzeyini tehlikeye atacak düzeyde değil midir? Bir devlet milletini bile bile cahilliğe terk eder mi? Ederse kendi sonunu hazırlamış olmaz mı?
Biz ataması yapılmayan öğretmenler, günlerimizi ve yıllarımızı zorluk içinde geçiriyoruz. Devlet okullarında asgari ücrete yakın bir maaşla “mevsimlik işçi”ymişizcesine, okul mevsiminde mesleğimizi icra edebiliyoruz. Ederken de sınav kaygısıyla aldığımız ücreti gidip KPSS kurslarına yatırıyoruz. Sınava hazırlanmak bir yılımızı alıyor. Sonuçları heyecanla beklerken elimiz boş, hayal kırıklıklarıyla dolu bir sene daha geçirmiş oluyoruz. Bu sınavdan ne kadar yüksek puan alsak da atama sayısı sınırlı olduğu için aldığımız yüksek puanların hiçbir işlevi olmaması hem ailelerimizi hem bizi sıkıntılar içinde bir sonraki seneyi beklemeye mahkûm ediyor. Sınava giren 253 bin kişiye karşılık, 15 bin öğretmen alımı akla yatar bir uygulama mıdır? Bunun 10 bini yine iş güvencesi olmayan sözleşmeli öğretmen atamalarını kapsamaktadır. Yani hali hazırda 5 bin yeni öğretmen atanmaktadır. Son birkaç yıldır yapılan öğretmen yerleştirmelerinde atama sayılarında belirtilen sayı kadar yeni öğretmen atanması yapılmadığını somut olarak gösteriyor; ilk bakışta fark edilemeyen fakat biraz incelendiğinde “15–20 bin yeni öğretmen atanıyor” gibi cümleler kamuoyuna açıklanıyor. Oysa yapılan atamalarda duyurulan öğretmen sayısı kadar yeni öğretmenler değil daha önceden sözleşmeli olarak atanan öğretmen arkadaşlarımız yerleştiriliyor. Kısacası atamaların sayı olarak bir aldatmaca olduğunu bizim gibi öğretmenler biliyor.
Açık var ve açık olduğu için ücretli öğretmen statüsüyle çalıştırılıyoruz, açık yok-bütçe yok bahaneleriyle sürekli bekletiliyor, her gün umudumuzu daha yitirmiş bireyler olarak hayatımıza devam etmeye çalışıyoruz. Etmeye çalışıyoruz diyorum, çünkü edemeyip bu sınav yüzünden intihar eden arkadaşlarımız da oluyor. Artık kimsenin yüzüne bakamıyor, kendi ayaklarımızın üzerinde duracak onurlu mesleğimizi elimize almışken, görevimizi yapıp ücretimizi alamıyor, hâlâ öğrenciymişçesine ders çalışıyor, hem ruh sağlığımızı hem de gururumuzu yitiriyoruz.

Lütfen bu uygulamaya “dur” denilsin. Öğretmenler işsiz gezmesin, emeğinin, hakkının karşılığını alsın, bir kısırdöngü içerisinde sürekli sınav kaygısıyla yaşatılmasın. Eğitim fakültelerine, öğretmen alımlarına bir standart getirilsin, ihtiyaç kadar öğretmen yetiştirilsin, hazırda bekleyen öğretmenler hızla eritilsin. MEB"in bu konuda bir planı olsun, plansız davranıp bizi yıllarca eğitim aldıktan sonra bekletmesin. Sözleşmeli ya da en kötüsü olan ücretli öğretmenlik statüsüyle değil güvenceli istihdam şekilleriyle çalıştırılsın. Bu bir eğitim sorunudur, bunu kimse dikkate almazlıktan gelmesin. Unutulmamalıdır ki, “yeni nesil bizim eserimiz olacaktır.” Bu yüzden atamamız yapılsın ve artık görevimizi rahat rahat ve hakkıyla yapıp, haklı karşılığını alıp normal bir hayat sürebilelim. Bizler bu konuda eğitimli insanlarız, başka bir alanda çalışmak istemiyoruz ve aldığımız eğitimle “işin ehli” olduğumuz alanda çalışıp ülkemize yararlı olmak istiyoruz. Siz de elinizden çabayı göstermekte hassas davranın, sorun hassas bir sorundur. Bir milletin eğitimi bütçeye, paraya ya da siyasi iktidara göre tehlikeye atılacak kadar önemsiz olmamalı.
Saygılarımla …………………….

...

 Kaynak: Memuruz.net

EĞİTİM İŞ İLANLARI

Sayfayı Paylaş