Eğitim Fakülteleri Kapatılmalı !

İddialı bir başlık gibi gelebilir. Ancak atanamayan onca öğretmen arkadaşımız varken bu kanayan yaraya ivedilikle dikkat çekmek zorundayız.
 Hepinizin malumu yakın geçmişte atanamayan öğretmenler değişik eylemler yaparak içinde bulundukları çaresizliğe dikkat çekmeye çalıştı.

Belli yaşa gelmiş sadece öğretmenlik mesleği için eğitilmiş insanların bu yaştan sonra yeni bir meslek edinmesinin ne kadar zor olduğu malumunuzdur. Çeşitli işlerle meşgul olanlar şu anda. Pazarcılıktan tutunda küçük esnafa kadar her türlü iş yapıyorlar . Biraz şanslıları polis oldu. Ama çoğu ticaretle meşgul.

Acaba bu kadar eğitim fakültesinin açılmasıyla amacın ticaretin kalitesini üniversitesi mezunları ile artırmakta bizim mi ? haberimiz yok.Tabi ki bizde isteriz ülkemizin her işle meşgul olan insanların yüksek eğitimli olmasını ama doğru yöntem herhalde bu değil.

Şu anda takriben 200 bin öğretmen atamayı bekliyor. Bunlardan 15 bini birkaç gün önce atandı.17 bin öğretmende Kasımda atanacak.Yani geriye 170 bin işsiz öğretmen kalıyor. Bu hızla gidilse yani yılda 30 bin öğretmen alınsa mevcut adayların tamamının atanması takriben beş altı yıl. Olsun hadi diyelim. Yüreğimize taş basıp bekleyelim. Sineye çekelim. Ancak sorun bu şekilde de çözümlenemeyecek. Çünkü üniversitelerde okuyan on binlerce öğretmen adayı var. Aralarında yıllardır atanamayan var. Benim yakın arkadaşlarım içerisinde yedi yıldır, sekiz yıldır atanamayanlar var.

Bu konu geçen yıl Sabah Gazetesinde Erdal ŞAFAK tarafından gündeme getirilmiş, dönemin YÖK Başkanvekili İsa EŞME tarafından bir açıklama gönderilmişti. Başkanvekili açıklamasında özetle:

“ Üniversitelerimizde 69 eğitim fakültesi var. Bunların 64'ü faal. 2006 itibarıyla, mezun sayısı 36.579, öğrenci sayısı 173.392. Örgün lisans programlarındaki tüm öğrencilerin yüzde 20'sini eğitim fakültesi öğrencileri oluşturuyor. Ayrıca eğitim fakültesi mezun sayısıyla, 52 fakülte türü arasında ilk sırada yer alıyor.”

“…. Bunu ortadan kaldırmak için ne yapılmalı? YÖK iki önlem üzerinde durdu. Biri yeni eğitim fakültesi açılmaması kararı. Son yıllarda gerek devlet, gerekse vakıf üniversitelerinden büyük baskı gelmesine rağmen, bu kararımızdan ödün vermedik.

Diğer önlem kontenjanlarla ilgili. Eğitim fakültelerinin kontenjanları, kuruluş yılı olan 1982'den bu yana ölçüsüz olarak artırıldı. İlk kez 2006'da istihdamda sorun yaşanan ve öğretim elemanı yetersiz olan programlarda kontenjanlar azaltıldı. 2005'te 44.541 olan kontenjan 36.329'a indirildi. ” (Yıl 2008)

Şimdi On binlerce işsiz öğretmen var ve her yıl yine on binlerce mezun.Tabi bir noktayı da dikkatlerinize sunuyorum. Bu yıl YÖK tarafından alınan kararla Fen Edebiyat Fakültelerinde okuyanlar eğitim süresi içerisinde formasyonda alacak. Yani eğitim fakülteleri mezunları bir tarafa artık binlerce insan Fen Edebiyat fakültesinden öğretmen adayı olarakta diploma alacak. Birde bunun üzerine yine bu sene alınan kararla Açıköğretim Fakülteleri yeni eklenen bölümlerden mezun olanlara da öğretmenlik hakkı verilirse durumun önümüzde yıllarda daha vahim hale geleceği söylemek falcılık olmaz herhalde

İşin bir başka garip noktası ise bazı bölümlerde neredeyse ihtiyaçtan az potansiyel aday varken bazı bölümlerde inanılmaz derece fazla. Örneğin hepinizin haberlerden takip ettiği gibi KPSS"den 99.65 puan alan fizik öğretmeni arkadaşımızın atanamaması bu konu için çok çarpıcı bir örnektir. Niye atanamadı. Çünkü bir tane bile kontenjan yok.

Ülkemizde birçok alanda nitelikle personele ihtiyaç duyulurken ülkenin önemli yeteneklerinin bu şekilde israf edilmesinin ekonomiye ve ülkeye olanları zararlarını da ayrıca hesap etmek zorundayız. Üniversite eğitimim sırasında bir hocamın şu sözü hiç aklımdan çıkmamıştır. “ En kötü israf yetenek ve insan israfıdır.Maalesef birçok nedenden dolayı ülkemizde bir çok yetenek israf edilmektedir.”

Talep fazlası öğretmen aynı zamanda ucuz iş gücünüde meydana getirmektedir. Sağlık çalışanları Sağlık sektöründe talepten daha az yetişmiş personel olması nedeniyle öğretmenlere göre çok daha iyi şartlarda hem kamu da hem de özelde iş sahibi olabilmektedir..(Bu arada yanlış anlaşılmasın sağlık çalışanları hakettiğin fazlasını değil hatta azını alıyor.) Buna karşılık öğretmenlerimiz özelde bile daha zor şart larda, düşük ücretlerle çalışmak durumunda kalmaktadır.Niye alternatif çok.Klasik ekonominin arz-talep dengesi.

Peki ne yapılmalı. Öncelikle bu konuya ilgili istatiksel rakamlar ortaya çıkarılmalı. Hemen bir not olarak yukarıda rakamların tahminen olduğu belirtmek isterim.Bu konuda varsa bile sağlam bir kaynak ben bulamadım. Bu işlem yapıldıktan sonra YÖK ve MEB arasında kurulacak bir komisyon bu sorunu ortadan kaldırabilmek için uzun vadeli projeksiyonlar ortaya koymalı. En son Fen –Edebiyat Fakülteleri ve Açıköğretimle ilgili kararlar dahil olmak üzere sorun her yönüyle ele alınmalı, gerekirse mevcut eğitim fakültelerin bazıları veya fakültelerinin bazı bölümleri kapatılmalı, bazı bölümlerin kontenjanları azaltılmalıdır.

Ayrıca Ekonomik krizden kurtuluş reçetesi olarak atama kontenjanlarının artırılarak ücretli vekil öğretmenlik uygulaması kaldırılmadır.Kriz nedeniyle artırılacak kontenjanlar binlerce işsizin on binlerce ailenin geleceğe güvenle bakmasını sağlayacaktır.Ekonomide ve piyasalarda canlılık meydana getirecektir.


Aksi halde binlerce genç meslektaşım her yıl atama hayaliyle yaşayacak ama hep umutları bir başka bahara kalacak. Umutları ve hayalleri çalınmış genç insanlarımız ne tür sorunlar yaşayacağı hayata ve yaşama bakışının ne olacağını söylemeye gerek bile duymuyorum. Bu acil ve önemli bir iştir. Zannımca geçiştirilemez ve ötelenemez.

Bütün adayların bugün Milli Eğitim Müdürlüğünde atama işlemlerini yaptırırken gördüğüm gibi gözlerinin ışıl ışıl olması, yüzlerin gülmesi bizleri de mutlu edecektir.

Not: 1) Bazı veriler internetten derlemedir. Sağlıklı olmayabilir.

2) Yoğun bir şekilde mesaj atan Okul Öncesi öğretmen adaylarının sorunları en kısa zamanda site olarak gündeme getireceğiz.

3) Her türlü sorunlarla ilgili görüş ve önerilerinizi bizlerden esirgemeyin.

Memurlar.biz
 

EĞİTİM İŞ İLANLARI

Sayfayı Paylaş