MEB'in yönetmelik değişikliğinde iki önemli sorun

Milli Eğitim Bakanlığının atama ve yer değiştirme yönetmeliğini değiştirmeye yönelik niyetini açıklaması sonrasında özellikle zorunlu hizmet affına ilişkin olarak, kamuoyunda büyük bir beklenti oluştu. Bu beklentinin karşılanması gerekiyordu. Bu beklentiler çok ahım şahım beklentiler de değildi. Hukuk kuralları çizgisinde gerçekleşebilecek beklentilerdi. Fakat bu olmadı.

Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama Ve Yer Değiştirme Yönetmeliği 05.06.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.


Yönetmelik neden değişti?

Yönetmeliğin tümden değiştirilmesini gerektirecek bir durum asla söz konusu değildi. Bazı sorunlu bölümlerin değiştirilmesi yeterli idi. Fakat bakanlık kendi yarattığı zorunlu hizmet affı kavramı neticesinde yönetmelik değişikliği ihtiyacı ortaya çıktı.

Önce bakanlıkça bir taslak hazırlandı. Sendikalar görüş soruldu. Sonra Sendikalar, İl Milli Eğitim Müdürleri ve Bakanlık Bürokratları bir araya gelerek bir bir maddeler üzerinde görüştürler.



Bu görüşmeler gayet yerinde ve olumluydu. Paydaşlar birbirlerini ikna edebilmiş ortak paydada buluşabilmişlerdi.



Kamuoyunda büyük bir beklenti oluştu. Bu beklentinin karşılanması gerekiyordu. Bu beklentiler çok ahım şahım beklentiler de değildi. Hukuk kuralları çizgisinde gerçekleşebilecek beklentilerdi. Fakat bu olmadı. Olmadığı gibi eski yönetmeliğe göre öğretmenlerin elinde bulunan bir çok hak da geri alındı.



Zorunlu Hizmet Affı batıdakilere geldi…



Zorunlu hizmet yükümlülüğünün kaldırılması yönetmelik maddesinde var. Fakat bu af maalesef şu anda zorunlu hizmette olmayanlara verilen bir hak.



Çünkü yönetmeliğe göre;



Herkesin zorunlu hizmeti kaldırılacaktır.



Zorunlu hizmete bundan sonra göreve başlayanlar tabii olacaklardır.



İlk atamada batıya giden öğretmene af gelmiş bu öğretmen görevini burada sürdürecektir.



Örneğin 3 yıllık öğretmen olup 2009’da zorunlu hizmet için doğuya giden öğretmen ise gittiği yerde 3 yılını doldurmak zorunda kalacaktır.



Eski mevzuata göre 3 yıl doğuda çalışanın zorunlu hizmeti zaten kalkmakta idi.



Yani bu af şu anda zorunlu bölgede çalışanlara değildir.



Kaldı ki zorunluya tabi olup şu anda affedilenlerin tamamına yer değiştirme hakkı verilmiş olsa bile onların batıya gelme şansları yönetmeliğe göre yoktur. Çünkü bakanlık iller arası yer değiştirmede tüm boş okulları açmayacağı gibi sıra da çalıştırmayacaktır.



Oysa ki varılan mutabakat zorunlu hizmetten muaf edilen öğretmenlerin tamamına yer değiştirme hakkı verilmesi ve sıra çalıştırılması suretiyle yer değiştirmelerin gerçekleştirilmesi yönünde idi. Ya da sıra çalıştırılmayacaksa bile tüm boş kadroların duyurulması sağlanabilirdi.

Mevcut kıdemli öğretmenler açısından;
Getirilen yönetmelikle hak kaybına uğrayan bir tek zorunlu hizmete tabii olanlar değil aynı zamanda mevcut kadrolu, kıdemli öğretmenlerdir.

Eski yönetmeliğe göre il içinde yer değiştirebilen öğretmenler bu mevzuata göre bu haklarını da kaybetmektedirler. Çünkü daha önce il içinde sıraya girilirken yani istenilen okullarda boş kadro açılması durumunda oraya atanabilmekte iken yeni düzenleme ile bu da mümkün olmayacaktır.

Bunun iki nedeni vardır.



Tüm kadrolar duyurulmayacaktır.

Daha sonra boşalacak (oradan ayrılma, emeklilik, istifa, ölüm gibi nedenlerle) kadrolara da atanamayacaklardır.

Peki bu okullar nasıl doldurulacak?



Bu okullara ilk atama öğretmen ile doldurulabilecektir. Yani 20 yıllık bir öğretmenin gidemediği okula yeni atanan aday öğretmen gidebilecektir.



İl içi ve il dışı atamaları beraber yapılacaktır. Bu beraberlik bir çok kesim tarafından mantıklı da bulunmuştur. Bu beraberliği yerinde bulanların mantığı başka ilden gelen ile o ilde çalışarak bu okula gelmek isteyenin eşit şartlara sahip olması noktasında idi. Bu belki kabul edilebilir bir durumdur fakat tekrar söylüyoruz ki tüm okullar açık ilan edilmeyeceğinden ve sıra çalıştırılmayacağından daha sonra oluşacak boşluklarda öğretmenlerimiz atanamayacaklardır.



Son söz olarak;



Bu yönetmelik kabul edilebilir değildir. Yapılacak değişiklik öğretmenlerin lehine olması gerekirken öğretmenlerin elinde var olan hakları da gasp eder niteliktedir.



Bu noktada sendikalar da, kamuoyu da kandırılmıştır. MEB bir uzlaşı kültürü oturtmak adına toplantıya çağırdığı insanlara saygısızlık düzeyinde yanlış yapmıştır. Daha önce Yönetici atama yönetmeliğinde aynı süreç yaşanmış ve bu süreçte bakanlık tasarrufunu sendikaların net olarak uzlaşamadığı noktalarda kullanırken bu yönetmelikte tam uzlaşı sağlanan konularda bile bildiğini okumuştur.



Bu yönetmelik eğitimciler açısından da sendikalar açısından da kabul edilebilir değildir. Bakanlık kaş yapayım derken göz çıkarmış, estetik uğruna insanları kör yapmıştır. Bunu yaparken aslında bakanlık bürokratları da zor durumda kalmışlardır. Toplantıya katılan bürokratların dahi sendikalar ve diğer paydaşlarla uzlaştığı noktada devreye giren üst düzey bürokrat ve birimler MEB Personel Genel Müdürlüğü bürokratlarını da zor durumda bırakmışlardır.

Onlara sorulsa muhtemelen biz istedik ama yapamadık diyeceklerdir. Fakat birilerine söz vermiş ve olumlu adımlar atmışsanız bu sözünüzü arkasında duramıyorsanız ya da durdurmuyorlarsa bunun gereği vardır ve gereğini yaparsınız. Gereğini yapmak kişinin kendi iradesinde olan bir durumdur.

Bu yönetmelik doğru olmamıştır. Kabul edilebilir değildir. Sendikaların hukuki süreçte haklarını arayacakları ve aramaları gerektiği açıktır.

Maksut BALMUK
Eğitim Yöneticisi
MEMURAR.NET

EĞİTİM İŞ İLANLARI

Sayfayı Paylaş