Her üniversiteli iş bulamadığı için, kontenjanlar boş kaldı

Boş kontenjanların 25 bini devlet üniversitelerine aitken, 32 bini vakıf geriye kalan 13 bini de KKTC üniversitelerine ait. Üniversite kapısında bu kadar bekleyen insan varken kontenjanların boş kalması ilk bakışta garip gibi gözükse de aslında çok normal. Çünkü bugün devletin ve özel sektör kuruluşlarının kapısında bekleyen "vasıfsız üniversite mezunu " milyonlarca genç var. İş imkânı olmayan bölümleri bitirdikleri ve mezun olduktan sonra kendi alanları ile ilgili çalışma imkânı bulamadıkları için vasıfsız üniversite mezunu olarak iş aramaktadırlar.



ASKERLİĞE YARIYORDU

Şimdiye kadar bu kişilerin üniversite diplomaları sadece askerliği biraz daha kısa süre yapmalarına yarıyordu. O da bugünlerde çok büyük tartışma konusu oldu. Genelkurmay yapmak istediği yeni düzenlemeyle tek tip askerliğe geçmek istiyor. Eğer hükümet bu teklifi kabul ederse üniversite mezunu olmanın en önemli avantajlarından birisi olan kısa dönem ya da yedek subay askerlikte hayal olacak gibi gözüküyor. Peki, o zaman yazık değil mi bu gençlere ve boş kalan kontenjanlara dediğinizi duyar gibi oluyorum. Bu konuda yazı yazmaktan ve çözüm önerileri getirmekten biz usandık fakat yetkililer günü birlik kararlar almaktan ve sürekli popülist yaklaşımlarda bulunmaktan bıkmadılar. Birkaç çözüm önerisini kısa şekilde tekrar dile getireceğim:



İHTİYACA GÖRE BÖLÜM



Öncelikle YÖK her bölümün kontenjanını bilinçsiz bir şekilde gelişi güzel olarak arttırmaktan vazgeçmelidir. Ayrıca Türkiye'nin 5, 10 ve 20 sene sonra hangi alanlardan mezun olacak elemanlara ihtiyacı olduğu acil olarak ortaya konulmalı ve buna göre bir planlama yapılmalıdır. Ülkemizin en önemli silahının şu andaki genç nüfusu olduğu bilinmektedir (15-20 sene sonra nüfus artış hızının yavaşlaması nedeni ile bu silahını da kaybedecektir). O yüzden bu genç nüfusun alanında istihdam edilebilecek şekilde yetiştirilmesi gerekmektedir. Türkiye eğer bu müthiş imkânı gerektiği gibi kullanamazsa gelecek 15-20 yılına yazık edecektir.



SÜPER GÜCÜN SIRRI



Yani kısacası yetkili kurumların ve kişilerin kısa dönemi kurtarmak adına popülist politikalardan acilen vazgeçmesi lazımdır. Gelin herkesi üniversite mezunu yapmaktan ziyade herkesi Türkiye'nin ihtiyacı olan bir alanda işe yarayacak bir şekilde yetiştirelim ve onları kendi branşlarında istihdam edelim. Türkiye'nin süper güç olması ve problemlerini çözebilmesi bu ince çizgiden geçiyor.



YARDIMSEVER ÇOCUKLAR DAHA BAŞARILI OLUYOR



Paylaşmaktan zevk alan insanların mutlu ve uzun yaşadıklarına dikkat çeken uzmanlar, velilerin çocuklarına yardımseverliği öğretmenlerini istedi.

Çocuklara küçük yaşlardan itibaren verilmesi gereken karakter değerlerinden birisi de paylaşım ve yardımseverliktir. Bilhassa ekonomik seviyesi yüksek olan ailelerin çocuklarında görülen 'paylaşamama ve yalnızca kendisini düşünme' ciddi ve önemsenmesi gereken bir sorundur. Aksi durumda, ileriki yaşlarda çözümü imkansız, çevresine aşırı zarar veren, 'toplumsal tehlike' durumuna gelmiş insanlarla karşılaşmak kaçınılmaz olacaktır. Çocuklarına, biraz da başkalarını düşünerek ve görerek yaşama düşüncesini veren aileler, ergenlik dönemini rahat atlatırlar. Yapılan bir araştırmada, paylaşan, paylaşmaktan zevk alan insanların mutlu ve uzun yaşadıkları sonucu çıkmıştır. Bunun sebebi çok basittir çünkü, paylaşma sonucunda, karşı tarafta görülen mutluluk, huzur vericidir ve bu, yaratıcı tarafından yerleştirilmiştir doğamıza. Aileler tarafından çocuklarımıza, bazı yollar ile eğitici çalışmalar yapılmalı, empati kurdurarak başkalarını da düşünmesi sağlanmalı. Yardımseverliğin, herkese gerekecek bir paylaşım olduğu bilinci kazandırılmalı.



NELER YAPILABİLİR?



Çevremizdeki yardıma muhtaç insanlar, bilhassa yaşlılar takip edilmeli. Onlara el uzatılmalı. Zaman zaman darülaceze, huzurevi gibi kurumlar ziyaret edilmeli, hatta buralara okul programı ile geziler düzenlenmeli. Bayramlarda yapılacak ziyaretler ve büyüklerin ellerinden öpmelerin dahi mini bir paylaşım olduğu çocuklara anlatılmalı.



BENCİLLİKTEN VAZGEÇİLMELİ



Çocuğumuzun, evde yemek hazırlanırken,temizlik ve alışveriş yapılırken yardım etmesini sağlamalı. Kardeşinin ödevlerine, faaliyetlerine yardımcı olmasını sağlamalı. Ergenlikte görülen davranış problemlerinden birisi de, bencilliktir. Küçük yaşlarda verilmeyen karakter eğitiminin ileriki yaşlarda mümkün olamayacağını daha önceki yazılarımızda söylemiştik. Yardımseverlik ve paylaşım da aynen böyledir. Uğradığım bir ekmek fırınında gördüğüm pano yazısı oldukça manidar idi: Siz de ihtiyacı olan birisine ekmek bırakmak istemez misiniz? Yardımı verenin ve alanın tanışmadığı ne müthiş bir konsept.



YARDIM KUMBARASI OLUŞTURABİLİRSİNİZ



Eğitimci arkadaşlarımız ise; sınıflarda yardım kumbarası oluşturup, çocukların zaman zaman harçlıklarından yardımda bulunmasını sağlayıp, öğrenci meclisi ya da temsilcisi aracılığı ile ilgili yere ulaştırılmasını sağlayabiliriz. Kullanmadıkları eşya, kitap vs.lerini ihtiyacı olanlara vermelerini sağlayabiliriz. Çalışma grupları oluşturup, birbirlerine anlayamadıkları bir konuyu anlatmalarını sağlayabiliriz.



İYİ KÖTÜ DİYE AYIRMADAN YARDIM EDEBİLMELİ



Bir dilenci bilge bir adamın huzuruna çıkarak demiş ki:

''Birine on akçe borcum var. Bu borcu, borcun sahibi sürekli bana hatırlatıyor. Uykularım kaçıyor. Gece gündüz borcumu nasıl vereceğimi düşünüyorum. Ama artık sabrım kalmadı. Çok çaresizim. Beni merhametsiz alacaklımdan kurtarın.!'' deyince bilge, çaresiz adama iki altın verdi. Altınları alan adam oradan çıkıp gitti. Orada bulunanlardan biri bilgeyi uyardı: ''Bu adam yüzsüz, dolandırıcı ve yalancı bir dilencidir'' dedi. Bilge dilencinin özelliklerini sayan adamı susturdu. Dedi ki '' Eğer dediği gibi çaresizse zor durumda birine yardım etmiş oldum. Yok, sahtekarın biriyse ona para vermekle kendi onurumu korumuş oldum.'' Hayat dersi: İyidir, kötüdür diye ayırt etmeden herkese iyilikte bulunmak gerekir.


BUGÜN

EĞİTİM İŞ İLANLARI

Sayfayı Paylaş