Doğuda Öğretmen Olmak...

Zorunlu hizmetini yapmış bir öğretmen olarak doğuda öğretmenlik yapmanın mesleğime hatta hayata bakışıma çok büyük katkı yaptığını söylemeliyim. Olağan koşullarda yalnızca ziyaret amaçlı bulanacağım bir ilde 3 yıl çalışmış olmak koşullara “içeriden” bakma

Doğuda öğretmen olmak, yaratıcı ve sabırlı olmayı öğretir. Size eğitim ortamı olarak sunulanlar batıdaki gelişmiş bir okulla kıyaslanamaz. Hem fiziksel ve sosyal durum hem de öğrenci profili eğitim fakültesinde hazırlandığınız durumla uyuşmamaktadır.
Doğuda öğretmen olmak, askere gitmek demektir. Tıpkı askerlik gibi onurlu, onun gibi güç. Uzak illerden doğuya atanmış iseniz, asker gibi şafak saydığınız da olur. Coğrafyayı, öğrencilerinizi, edindiğiniz çevreyi sevseniz de bir gün kendi ailenize ve sosyal çevrenize dönme isteği duymanız son derece insanidir. Geçici olarak gittiği ile yerleşen, oradan yuva kuran, oradan emekli olanlara rastlansa da, maaş ve özlük hakları bakımından batıdaki çoğu meslektaşıyla aynı haklara sahip olan bir memurun “dönüşü” hayal etmesi, istemesi doğaldır.
Devletin hizmet götürmekte zorluk çektiği gelişmemiş bölgelere zorunlu hizmet tanımlamasını anlamak gerekir. Ayrıca her memurun kendi evinin önündeki kuruma atanması olası değildir. Her bölge hizmeti hak eder, vakti geldiğinde her memur bu görevi kısa veya uzun yerine getirir. Öğretmenlik, “zorunlu” yapıldığında verim alınması güçleşen bir hizmettir. Milli Eğitim Bakanlığı sözleşmeli öğretmeni ile zimmetli geçici bir kadro olarak gördüğü için doğuda 4-C li çalışanları çakılı kılmıştır. Özre bağlı yer değişikliğini bile sınırlayan yaklaşımlar temel insan haklarını ihlal edecek boyuttadır. Kadrolu öğretmenlerin bir kısmı bu görevden muaf tutulmuş, bir kısmına da 3 ile 8 arasında değişen zorunluluk getirilmiştir. Bu tıpkı sizin çocuğunuz askere alınırken komşunun oğluna af getirilmesine benzer.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 06.05.2010 Tarihinde Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde yaptığı değişiklikle halen zorunlu hizmetini yerine getirmemiş olan öğretmenlere zorunlu hizmet muafiyeti getirmiştir. Gelişmemiş bölgelere branş ihtiyacı, KPSS Puanı gözetilerek, eş durumundan ya da isteğe bağlı olarak atanmış kadrolu öğretmenlerin aleyhine olacak şekilde batıya veya gelişmiş illere atanmasını güçleşmiştir. Sendikamız tarafından Kasım 2010 döneminde 81 ilde gerçekleştirilen ankette zorunlu hizmet muafiyeti öğretmenlerin %76’sı tarafından olumsuz değerlendirilirken; %77’lik kesim, zorunlu hizmet bölgelerindeki öğretmelere maaş farkı verilmesini ve tayinlerde kolaylık sağlanmasını istemektedir.
Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde Ardahan’da halka hitaben yaptığı konuşmada; “Doğuda öğretmen tutamıyoruz, öğretmenlerin asaleti tasdik olduktan sonra kanundaki boşlulardan yararlanarak bir yolunu bulup batıya kaçıyorlar ama hiç merak etmeyin bunun da çaresine bakacağız" demiştir.
Doğu’nun öğretmen ihtiyacı ve bunun karşılanma zorunluluğu, getirilen zorunlu hizmet muafiyetiyle temelden çelişmektedir. Doğu hizmeti borçlu olana “sen muafsın”, halen doğuda çalışana “madem ki geldin, gidemezsin” denmesi eşitlik ilkesiyle çelişir. Eğitim öğretim hizmetinin gönüllü olarak yapılmadığı durumda verimli olmayacağı da açıktır. Asıl olan, çalışma koşullarını iyileştirmek, koşullara karşılık gelecek tazminatları ödemek ve öğretmenleri “kendi istekleriyle” uzun süre çalıştırabilmektir.
Doğunun koşullarını iyileştirmeyen, buradaki çalışanları tatmin edecek düzenlemeleri getirmeden, doğuya atanmış olanı zorla orada tutmak, hiç çalışmamış olanı muaf tutmak adil değildir.
Doğuya atanmayıp adeta atılmış ve unutulmuş öğretmenlerimiz için Başbakanımızdan ve Milli Eğitim Bakanımızdan adalet istiyoruz…

Cansel Güven
Anadolu Eğitim Sendikası
Genel Başkanı

EĞİTİM İŞ İLANLARI

Sayfayı Paylaş