Abbas Güçlü: "Türkiye YGS yorgunu !"

"Haftalardır, Cumhurbaşkanı’ndan sokaktaki vatandaşa kadar, ÖSYM’nin yaptığı sınavları konuşuyoruz. Kimi “skandal” diyor, kimileri de yaşanan tüm bu gelişmeleri, tam da seçim öncesi “iktidarı yıpratma kampanyası” olarak nitelendiriyor... "


Tüm bu sürecin en büyük mağduru ise sınava giren adaylar. Gün geçmiyor ki, yeni bir  “skandal”la karşı karşıya gelmesinler.
ÖSYM ve iktidar temsilcileri, YGS konusunda ısrarla, “herhangi bir yanlışlık söz konusu değil” derken, hemen her gün, ortaya yeni iddialar atılıyor. ÖSYM ise hâlâ suskunluğu tercih ediyor. Oysa söz konusu iddialara açıklık getirmeden yola devam etmek, ÖSYM ve sınavlar hakkındaki şaibenin derinleşmesinin ötesinde bir işe yaramıyor...

Neden yeniden hesaplanmalı?

“Sehven” şifreli YGS’de şimdi de puanlama ve sıralama konusunda çok önemli sıkıntılar yaşanıyor. İşte, ölçme değerlendirme açısından baktığınızda, kafa karıştıran bazı gelişmeler:
-  Tek oturumda yapılıp, aynı anda başlayıp, aynı andan bitmesi gereken YGS, eksik kitapçıklar nedeniyle iki oturum halinde yapıldı.
-  İkinci sınav beklenmeden puanlar açıklandığı için, puanların hesaplanmasında esas alınan ortalama ve standart sapmalarda çok önemli değişiklikler olacak. Dolayısıyla ilk sınavda elde edilen ortalama ve standart sapmalar, ikinci sınav için uygulandığında da, kendi içinde değerlendirildiğinde de hakkaniyet ilkesi zedelenmiş olacak.
-  Henüz sayıları bilinmeyen çok sayıda adayın puanı yeniden hesaplandı ve sıralamaları değişti. Bu da aynı şekilde hem ortalama ve standart sapmanın değişmesi gerekliliğini ortaya çıkardı. Ayrıca sıralamanın yeniden yapılması zorunluluğunu gündeme getirdi. Örneğin daha önce 1 milyon 523 bininci sırada olan bir öğrenci 184’üncü sıraya yükseldi. Peki, daha önce bu sırada olan aday şimdi kaçıncı sırada?
-  Dışarıdan bakıldığında, “bunlar çok ufak ayrıntılar, takılıp kalmamak gerekir”, diyenler çıkabilir. Ama şu unutulmamalı ki, YGS’de bir puanda bile on binlerce kişinin sırası değişiyor. Öğrenciler, virgülden sonraki binde birlik puanlar yüzünden en çok istedikleri bir fakülteye giremeyebiliyorlar.
-  Ne kadarı doğru, ne kadarı yanlış bilmiyoruz ama hemen her gün binlerce mail geliyor. Ve çok önemli bir bölümü de puanların yanlış hesaplandığına yönelik. Örneğin bazıları doğru ve yanlış sayılarının ters gösterildiğini iddia ederken, kimileri de sorulardan bir bölümünü boş bırakmışken, puan kartında tümünün cevaplandırılmış gösterildiğini söylüyor.
-  Bu iddiaların bir kısmı birilerine saçma sapan gelse de mutlaka dikkate alınmalıdır. Niye mi? Örneğin KPSS’de benzeri iddialar gündeme geldiğinde dönemin ÖSYM Başkanı bu iddialara “Kazanamayanların hezeyanı” demişti. Ama daha sonra sınav iptal edildi, kendisi de istifa etti. Bu yüzden iddiaların yanlış olabileceği varsayımı kadar, doğru olabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır, çünkü çoğu zaman doğru çıkabiliyor?

Yeni iddialar

YGS ile ilgili iddiaların ardı arkası kesilmiyor. Bunların yüzde 90’ını sizlerle paylaşmıyoruz. Çünkü yaratacağı spekülasyonun, adayların kafasını karıştırmasını istemiyoruz. Ancak çok önemli emareler olanları sizlerle paylaşıyoruz. Doğrulamadan da yazmıyoruz. Ama bazen de bu mümkün olmuyor. Çünkü şu sıralar ÖSYM’den bırakın bilgi almayı, konuşmak bile mümkün olmuyor.
Şunu da çok iyi biliyoruz ki bize gelen bilgilerin aynısı ÖSYM’ye de gidiyor. Keşke yazılıp, çizilmeden önce onlar bu konuda açıklama yapsalar da, kamuoyu rahatlasa. Daha da önemlisi, adaylar, söz konusu iddiaları, medyadan değil de ÖSYM’den öğrense. Örneğin bazı illerde, bazı adayların puanlarının yanlış hesaplandığını ve daha sonra düzeltildiğini ÖSYM’den öğrenebilseydik.
İşte yeni bir iddia daha:
Bazı illerde, soru kitapçıklarının gitmemesi nedeniyle, YGS olması gereken saatte değil de, sınav bittikten sonra, örneğin saat 14.00’te başlamış? Yine bazı illerde aynı saatte başlayıp, aynı saatte bitmesi gereken YGS, farklı saatlerde başlayıp farklı saatlerde bitmiş?..

Özetin özeti: ÖSYM’yi, iktidarı ve devletin gözümüz gibi korumamız gereken kurumlarını kişiler üzerinden yıpratmaya hiç kimsenin hakkı yok. Ama aynı şekilde ortada bir yanlış varsa, bunu saklamaya, ötelemeye ya da yazıp çizenler üzerinde baskı yaratmayı da hiç kimse düşünmemelidir. Ne olur artık öğrencileri rahat bırakalım!..

Abbas Güçlü - Milliyet

EĞİTİM İŞ İLANLARI

Sayfayı Paylaş