Ücretli öğretmen sıralamasındaki anlayış

Milli Eğitim Bakanlığı yayımladığı 2011/43 nolu Genelge ile Okul Öncesinde ortaya çıkacak öğretmen açığını hangi sıralamaya göre gidereceğini açıklamıştır.

Ücretli öğretmenlik eğitimin kanayan yarası olarak yine karşımızda. Gerek ekonomik koşulları gerekse aranan kriterlerin eğitimle, öğretmenlikle bağdaşmaması nedeniyle kanayan yara olarak devam ediyor ücretli öğretmenlik.
Bir sınıfa bir öğretmen girecekse o kişinin öncelikle asil, kadrolu olarak atanma şartını taşıyor olması gerekir. Siz bu şartı aramıyorsanız pedagojik formasyonu aramıyorsunuz demektir.
Gerçi okul öncesinde öğretmen olmayanlar ücretli öğretmen olarak görevlendirilirken 60 saatlik kurs sonunda görevlendirilmektedirler fakat diğer alanlarda buna da rastlamıyoruz.
Öğretmenliğin kendisinin uzmanlık mesleği olduğunu unutmamamız gerekir. Öğretmen olmak, pedagojik formasyona sahip olmak farklı bir şeydir.
BU nedenle öncelikle anlayışımızı değiştirmemiz lazım.
Dönelim Genelgeye;
Genelge 1-2-3….8-9 diye sıralamış önceliği.
1. Öncelik atanamamış Okul Öncesi Öğretmen olarak atanabileceklerden Yüksek Lisans yapmış olanlara
2. Öncelik atanamamış Okul Öncesi Öğretmen olarak atanabilecekler lisans mezunlarına
1. ve 2.sıra kesinlikle kabul edilebilir fakat daha sonralardaki maddeler de adeta öğretmenlikle ilgisi olmayanlar var.
7.maddede Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi Mezunları var. (her hangi bir alanda ön lisans mezunu olmak şartıyla)
8.madde ise içler acısı…halen İlköğretim okullarında çalışmakta olan kadrolu öğretmenlerden norm kadro fazlası olanlar var. Üstelik ona da 60 saatlik eğitim verildikten sonra.
Düşünebiliyor musunuz? Devletin kadrolu öğretmeni pedagojik formasyona sahip öğretmeni Kız Meslek Lisesi mezununun alt sırasında. Bu nasıl bir yaklaşımdır anlamak mümkün değil.
Norm kadro fazlası sınıf öğretmeni okul öncesinde görev yapmak istemiyorum diyebilir bu farklı bir şey ama ben norm kadro fazlasıyım, ben öğretmenim, Okul Öncesinde çalışmak, hizmet vermek istiyorum dediğinde yok şurada kız meslek lisesi mezunu var o istemezse seni alırız denilemez.
Bunu demek öğretmenliğin pedagojik formasyonun anlamını bilmemek demektir. Pedagoji kelimesinin kökeni dahi “Çocuk Yönetimi” iken siz Sınıf Öğretmenine, devletin öğretmenine, Okul Öncesi öğretmeliğini lise mezunundan daha iyi yapamazsın diyemezsiniz…
Kaldı ki 6 yaşındaki 1.sınıf öğrencisinin eğitiminde görev yapan bir öğretmen 5 yaşındaki okul öncesi öğrencisinin eğitiminde nasıl görev yapamaz?
Eğitim adına bir şeyler yapmak isteniyorsa öncelikle anlayışlarda değişiklik yapılması, eğitim hedefli düşünülmesi, eğitime eğitimci gözüyle bakılması, öğretmenlik mesleğinin uzmanlık mesleği olduğunun kabul edilmesi ve gerekli itibarın verilmesi gerekir.
Konuya bakıldığında belki yüzeysel görülebilir fakat içeriksel ve mesleksel olarak bakıldığında devletin kurumlarının bu tür konularda gerekli hassasiyetleri göstermesi beklenmelidir.
MEB zorda kalmadığı sürece ücretli öğretmenlikten vazgeçmelidir. Bunun zorunlu olduğu durumlarda da işin ehline sınıfları teslim etmelidir. Kadrolu öğretmenlikte bu alanda aradığı şartları burada da aramalı bunun mümkün olmadığı durumlarda alan farkı gözetilmeksizin öğretmenlere öncelik tanımalıdır.
Yok bulamıyoruz eğitim fakültesi mezunu deniyorsa kesenin ağzı açılmalıdır. Atama bekleyen yüz binlerce öğretmen tatmin edici ücretle istihdam edilmelidir. İşsizliği fırsatçılık olarak görüp 500-700TL ücret alan insanların sınıflara girmesine göz yumulmamalıdır.
Bütün bunlar yapılıyorsa “biz en çok eğitime önem veriyoruz, en çok kaynağı ayırıyoruz, Fatihlerle fethediyoruz” cümleleri sarf edilmemeli en azından bu noktada samimi ve dürüst olunmalıdır.
 
Saygılarımla…
Maksut BALMUK
Eğitim Yöneticisi

Memurlar.Net

EĞİTİM İŞ İLANLARI

Sayfayı Paylaş