Öğretmenin yeni adı: "Anketörlük"

Memleketin gelecek yüzyıllarda cehresini değiştirecek, gelecek nesli yetiştiren okullarımızın şu andaki durumunu merak edenler için hazırladığım bu yazının dikkatinizi çekeceğine inanıyorum. Okullarımızın şu andaki durumunu merak eden birçok yetkili ve duyarlı vatandaşımızın olduğunu biliyorum ve içlerinde şu anki durumla ilgili birçok cevapsız sorunun bulunduğunu da tahmin ediyorum. 
Öncelikle bu soruları sorarak konuya başlamak istiyorum.

1- Öğretmenler geçen hafta ne yaptılar, bu hafta ne yapacaklar?
2- Öğrencilerimiz eğitim ortamından memnun mu? Ne istiyorlar?
3- Okul idarecileri halinden memnun mu? Onlarında bir isteği var mı?
4- Taşra teşkilatında çalışan, (şefinden müdürüne kadar)  tüm çalışanların hali nasıl?


Öncelikle birinci sorudan başlayalım, öğretmenler geçen hafta anketörlük yaptılar. MEBBİS - Performans Yönetim Sistemi Modülünde bulunan, sayısal, kurumsal ve bireysel bölümler içerisinde yer alan anketleri doldurdular. Her teneffüsü ve her boş vakti bilgisayar başında geçirerek, geçen haftayı dolu dolu geçirdiler. Tabi bu arada öğrenciler ve velilerde unutulur mu,  buluna bildiler ise manalı ve manasız, anlamlı ve anlamsız sorulara baş sallatarak, anketler tamamlanmaya çalışıldı. Gelelim bu haftaya, E-Okul Modülünde ilk sayfada "Aşamalı Devamsızlık Yönetimi (ADEY) modülü açılmıştır. RİDEF formlarının tüm öğrenciler için doldurulması gerekmektedir. İlgili diğer ekranlar aşamalı olarak açılacaktır." belirtilen bu yazıda da bu haftayı ve gelecek haftalarında anketörlük yaparak geçirileceği şu anda ön görülmektedir. Peki; nedir bu RİDEF formu? Bu form öğrencinin genel risklerini, davranışlarını, özel risklerini ve çocuğun düşünceleri konu alan 120 sorudan oluşan bir ankettir. Bu anket doldurulurken sadece çocuk değil, veli, okulun diğer çalışanları ve hatta çocuğu tanıyan herkesle muhatap olunarak bilgiler alınıp anketler doldurulacaktır.  Eğitim öğretimi merak edenler için hatırlatayım, eğer öğretmenler boş zaman bulurlarsa bu konuya değinecekler.

Öğrencilerimiz eğitim ortamından memnun mu? Ne istiyorlar? Öğrencilerimiz eğitim ortamlarından şikâyetçi, lavabolarda sabun olmadığından, sınıfların kalabalık oluşundan ve temizlenmediğinden dert yanıyorlar. İlköğretim okullarına ödenek ayrılmamasından, Bakan Beyinde bağışı yasaklamasından dolayı birçok hizmetin aksadığı hem veliler hem de öğrenciler tarafından dile getirilmektedir. Bakan Beyden çok şey istiyorlar, öncelikle okullarında ek ders karşılığı çalışan öğretmenlerinin kadroya atanmasını, öğretmenlerinin maaşlarının artırılmasını, okulların temizliği için hizmetli atanmasını, okullara ödenek ayrılarak idarecilerin dilencilikten kurtarılmasını istiyorlar. Daha da neler neler istiyorlar .... 

Okul idarecileri halinden çok memnun, giydikleri ateşten gömleğin tenlerini ne zaman yakacağını bekliyorlar. Yani asli görevleri olan öğretmenliğe ne zaman dönecekleri ve o günlerin hayallerini kurarak gün geçiriyorlar. Onlarda şu anda anketörlük yapıyor, tüm personeli değerlendiriyor. İdareci dedik ya, her durumu idare ederek, bazen kızan personelini teselli edip kızgınlığını alıyor, bazen de kendi kızıyor olan bitene, sessiz çığlık atarak isyan ediyor. Ama nafile, boş yere...  Onlar mı bir şey istemiyorlar, sadece Bakana selam söylüyorlar...

Taşra teşkilatında çalışan, (şefinden müdürüne kadar)  tüm çalışanların hali nasıl? Tek kelimeyle perişanlık, "Dağ Fare Doğurdu" diyorlar. Ek dersleri kesilen, denge tazminatı alamayan memurlar ek ödeme oranlarından hiçte memnun değiller, adeta yıkılmışlar. Memurluğa ve öğretmenliğe geri döneceklerini belirtiyorlar. Allah yardımcıları olsun... 

Milli Eğitim ve okulların durumunu merak edenler için kısaca "Benim Oğlum Bina Okur Döner Gene Okur"  deyişiyle açıklamamız kâfidir. Yıllar geçerken, şu boş geçen zamana acıyorum, günü birlik yapılan her uygulamaya kızıyorum. Bir şiir vardı aynen şöyle : "....Kızdığım gibi de acıyorum. Bana ne diyemiyorum işte. Takıyorum kafama. Bölüyorum uykularımı. Çünkü bu gençlik bizim... Bu çocuklar bizim...! Onları harcamayınız. "

Ey eğitim neferleri, her şeye rağmen onları harcatmayınız.
Öğretmenlik bir sanat işidir. Sanatçı geçim sıkıntısı çekerse, ondan yaratıcılık beklenemez. (İ.N.Özgür)

Ömür KUZGUN
Türk Eğitim Sen
Kayseri 2 Nolu Şube
Denetleme Kurul Üyesi

EĞİTİM İŞ İLANLARI

Sayfayı Paylaş