Bazen de öğrenciler öğretmenlere not vermeli !

Öğretmenlerin performansları konusunda öğrencilerden geri bildirim almak, Türkiye’de çok fazla alışkın olunan bir şey değil. Hatta böyle bir uygulamanın pek akla dahi gelmediği bile söylenebilir. Zira Türkiye’deki hâkim kültür, öğretmenleri “bilen”, öğrencileri ise “bilmeyen” olarak konumlandırır ve eğitimin başarılı olmasını, (bilmeyen) öğrencilerin, (bilen) öğretmenlerin sözünü dinlemelerine bağlı görür.

Bu yaklaşım, Türk milli eğitimini tek yönlü ve otoriter bir iletişime indirger. Bu hiyerarşik işleyiş çerçevesinde, öğretmenler, öğrencilerin sadece başarılarını değil, davranışlarını da sınayıp değerlendirebilmektedirler. Ancak bunun tersi düşünülemez.
Ancak dünyada, öğretmenlerin beceri ve uzmanlıklarını sorgulamadan veri kabul etmeyi makul bulmayan eğitim kurumları da elbette yok değildir. Bu kurumlar, öğrencilerden öğretmenler hakkında aldıkları geri bildirime büyük önem verirler. Bu geri bildirimi almanın en yaygın yolu, her dönem sonunda öğrencilerden bir değerlendirme formu doldurmalarını istemektir. Öğrencilerin bu formları doldururken düşüncelerini rahatlıkla ifade edebilmeleri özellikle önemlidir. Bu nedenle, formlara isim hanesi konmaz. Zaten amaç, hangi öğrencinin hangi öğretmen hakkında ne düşündüğünü öğrenmek değil, dersler ve öğretmenler hakkındaki yaygın kanaatleri tesbit etmektir.
Tipik bir değerlendirme formu
Değerlendirme formları, dünyanın pek çok ülkesinde her eğitim seviyesinde kullanılır ve hemen hepsi öğrencilere aynı çerçevede sorular sorar. Örneğin, bizim Kanada’daki üniversitemizdeki formlar, beş kısımdan oluşur.
Birinci kısımda, öğrenciye not ortalaması ve ilgili dersi seçme nedeni sorulur.
İkinci kısım, dersin kendisiyle ilgilidir. Öğrenci, bu kısımda, dersin zorluk derecesi, içeriğinin değeri ve hocanın derste kullandığı kitap ve materyallerin içeriğe uygunluğu gibi konularda puan bazlı değerlendirmelerde bulunur.
Üçüncü kısım, notlandırma ile ilgilidir; verilen ödevlerin dersin içeriği ile ilişkisini, hocanın ödev ve sınavlarda kullandığı notlandırma sisteminin ne derece adil olduğunu sorgular.
Dördüncü kısımda, ders ve hocası hakkında son derece can alıcı sorular yer alır. Bu kısım, “Dersler ne derece bilgilendiriciydi” gibi bir soruyla başlar. Bu soruyu, “Öğretmenin derse hazırlığı ve organizasyonu ne seviyedeydi”, “Öğretmenin ders materyalini yansıtabilme yeteneği ne seviyedeydi”, “Öğretmen, ders ile ilgili öneri ve şikâyetlerinizi dikkate aldı mı”, “Öğretmenin öğrencilere karşı tavırları genelde nasıldı” gibi sorular takip eder. Son soru, en önemli sorudur: “Bu öğretmenin öğretme yeteneğine [5 üzerinden] kaç puan verirdiniz?
Beşinci ve son kısım, (öncekilerin aksine) puanlama sistemi üzerine kurulu olmayıp açık uçludur. Bu kısım, öğrencilerin, ders ya da öğretmen hakkındaki önerilerini ve (olumlu ya da olumsuz) yorumlarını boş bırakılan bir kutucuk içerisinde ifade edebilmelerine imkân tanır.
Formun bazı işlevleri
Öğretmen-öğrenci ilişkisini hiyerarşik bir temelde algılamak, bir yandan öğrencilere yapılan haksızlıkları gerekçelendirirken, diğer yandan da öğretmenlerin performanslarını değerlendirmeyi zorlaştırıyor. Değerlendirme formları bu noktada büyük bir önem arz ediyor. Çünkü, bu formlar, (içerikleri bir yana) sadece varlıkları ile dahi bu hiyerarşik algıya tek başına büyük bir darbe vurabilir.
Her şeyden önce, öğretmenin performansının dönem sonunda değerlendirileceğinin (hem öğrenciler hem de öğretmen tarafından) bilinmesi, aradaki ilişkide bir karşılıklılık olduğu yönünde güçlü bir ima içerir. Bir diğer önemli ima ise, eğitim sürecinin başarılı olabilmesinin, ancak her iki tarafın da işini iyi yapabilmesi durumunda mümkün olabileceğidir. Dahası, (1) dönem sonunda performanslarının değerlendirileceğini, (2) bu değerlendirmenin diğer öğretmenler için de yapılacağını ve (3) sonuçların karşılaştırmalı olarak inceleneceğini bilmek, öğretmenlerin keyfi davranışlarını önemli ölçüde sınırlandırır.
Sonsöz
Türkiye özelinde, böyle bir uygulama, hakaret ve şiddete başvuran ya da işini iyi yapamayan öğretmenlerin tesbit edilebilmelerini ciddi derecede kolaylaştıracaktır. Okul idarelerinin formlar üzerinde tasarrufta bulunmalarının önüne geçme amacıyla formlar internet üzerinden doldurulur ve sonuçlar müfettişlerin de değerlendirmelerine sunulursa, bu konuda Türkiye’de kısa sürede çok şey değişebilir.
Bu çerçevedeki sorunların çözümü adına atılması gereken bir diğer kritik adım da, öğretmenlikte kariyer sistemini terk etmek ve (işini iyi yapmayanların işten çıkarılabilmelerini mümkün kılan) pozisyon sistemine geçmektir.

Serdar Kaya
Taraf

EĞİTİM İŞ İLANLARI

Sayfayı Paylaş