Okul Müdürünün Kanun Teklifi

'SUÇ İŞLENİYOR'… 
( MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI YÜKSEK VE ORTA DERECELİ OKULLAR ÖĞRETMENLERİ İLE İLKOKUL ÖĞRETMENLERİNİN HAFTALIK DERS SAATLERİ İLE EK DERS ÜCRETLERİ HAKKINDA KANUN (1)

Kanun Numarası: 439   Kabul Tarihi: 5.3.1964                                                      Yayımlandığı R.Gazete: Tarih: 12.3.1964   Sayı: 11654                                       Yayımlandığı Düstur: Tertip: 5   Cilt: 3   Sayfa: 1821
Madde 6 – Yüksek okullarda (Yüksek devresi bulunan konservatuarlar dahil) müdürlük, müdür başyardımcılığı, müdür yardımcılığı yapan öğretmenler haftada dört saate kadar ders okutmakla yükümlüdürler. Bunlara, ihtisasları içinde haftada sekiz saate kadar ücretle ders verilebilir. (1)
             Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında, müdürlük, müdür başyardımcılığı, eğitim şefliği, müdür yardımcılığı yapan öğretmenler haftada 6 saat ders okutmakla yükümlüdürler. Bunlara, ihtisasları içinde veya muvafakat ettikleri takdirde ihtisasları dışında haftada on iki saate kadar ücretle ek ders ve eksersiz verilebilir.(2)   kanun ve uygulaması ile ilgili olarak tespit, şikâyet ve önerilerimin değerlendirilmesini saygılarımla arz ederim.

Yukarıdaki Kanunun uygulanmasını ve bir nevi açıklamasını oluşturan Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici Ve Öğretmenlerinin Ders Ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 6. maddesinde ise aynen “Kapsama dâhil örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görevli olup, aylık karşılığı ders görevini tamamlayan Müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcılarına haftada 6 saate kadar alanlarında, alanlarında ek ders görevi verilemeyen veya kısmen verilebilenlere, ihtiyaç halinde ve istekleri üzerine alanları dışında da ek ders görevi verilebilir.” Şeklinde düzenlenmiştir.

Yasal durum bu iki düzenlemede olduğu şekildedir; ancak dikkatlerden kaçmaması gereken ince bir noktaya da değinmekte fayda vardır ki bu durum farklı uygulamalara sebep olmaktadır. Zira bu uygulamayı bazı okullar zorunlu kabul edip mutlaka uygularken, bazı okullar da öğretmenler tarafından doldurulamayan boş geçen ders varsa uygulamaktadır. Aksi halde yöneticiler şimdi açıklamaya çalışacağım ince noktadan ötürü derse girmemektedir ya da 6 saatten az girmektedir.

Söz konusu ince noktaya gelince, yukarıda görüldüğü üzere kanunun hüküm cümlesinin yüklemi yani asıl hüküm kısmı “…okutmakla yükümlüdürler.” Şeklindedir. Yani açık bir zorunluluktur. Bu durum, zaten hukuk dilinde amirlerin inisiyatifine bırakılmaksızın harfiyen uygulanmasını zorunlu kılan bir hüküm ifade eder. Oysa Bakanlar Kurulu Kararındaki hüküm cümlesi “…ek ders görevi verilebilir.” Şeklindedir. Yani amir durumundaki görevlilere inisiyatif ya da takdir yetkisi verecek şekilde esnektir.

Bu iki durum her ne kadar çelişki ifade etmekteyse de olması gereken uygulama tartışmaya mahal vermeyecek kadar nettir. Nitekim yasal düzenlemeler “ Anayasa, Kanun, Kanun Hükmünde Kararname, Tüzük, Yönetmelik, Yönerge, Genelge, Tebliğ, Emir…” şeklinde hiyerarşi ile devam etmektedir.

Sonuçta ast durumunda olan bir düzenlemenin üst durumundaki düzenlemeye aykırı olamayacağı şeklindeki kesin kural mevcuttur. Yani Kanun, Anayasaya aykırı olamaz; KHK Kanuna aykırı olmaz vb. Dahası zaten ast durumdaki yasal düzenlemelerin varlık sebebi üst durumdakilerin uygulanmasını ve açıklığa kavuşturulmasını sağlamaktır. Bu nedenle Bakanlar Kurulu Kararı, kanundan sonra geldiği için kanuna aykırı olamaz. Bu durumu, yani kanundaki hükmü değiştirmek ise Bakanlar kurulunun değil sadece kanun yapmakla yetkili olan TBMM'nindir.

Bu açıklamadan sonra tekrar konumuza geri dönecek olursak, Kanun yöneticilerin kesin olarak 6 saat derse girmesini zorunlu kılmakta iken Bakanlar Kurulu Kararı sanki verilmese de olur gibi bir esnek cümle kullanmış olsa bile bu durum kanuna aykırı olacağı için bir anlam ifade etmez. Özetle bu kanun var oldukça yöneticilerin derse girme konusu okuldaki boş durumuna falan bakılmaksızın zorunludur, kesindir.

Yine ayrıca yasal düzenleme hiyerarşisini alt üst eden gülünç bir durumu takdirlerinize sunacağım. Bir ilimizin Milli Eğitim Müdürlüğü, sınıf öğretmeni olup da yönetici olanların kendi branşlarında ders bulunmadığından ötürü 6 saat derse girmeleri konusunda sıkıntı yaşandığı yönünde Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünden görüş sormuştur. Bakanlık Personel Genel Müdürlüğü özetle: “Branşı sınıf öğretmenliği olan yöneticilerin derse girmelerine gerek olmadığı, ancak branş öğretmeni kökenli olan yöneticilerin derse girmek zorunda oldukları yönünde bir açıklama yazısı göndermiştir.” Haliyle bu yazının ülke genelinde duyulmasının ardından uygulama da fırsat bu fırsat anlayışıyla bu yazı doğrultusunda yapılmaktadır.

Bu durumda Milli Eğitim Personel Genel Müdürlüğü, yetkisi olmadığı halde Bakanlar Kurulu Kararını ve Kanunu yok sayarak görüş beyan etmiş, uygulama ortaya koymuş, suç işlemiştir. Uzun bir süredir, 439 sayılı kanun apaçık ortada iken branşı sınıf öğretmenliği olan ilköğretim yöneticileri, yaygın eğitim kurumlarında çalışan yöneticiler ile anaokulu yöneticileri ve bunların amirleri, genel müdüründen müsteşarına kadar herkes suç işlemektedir. Zira her şeyden önce yukarıda da bahsettiğim gibi yasal düzenlemelerin hiyerarşisini bozmak demek, hukuk devleti ilkesini de kökten silip bir kenara atmak demektir.  439 sayılı kanunda yöneticilerin derse girmeleri zorunlu tutulduğu ve Bakanlar Kurulu kararında: “branşında ders yoksa diğer derslerden de verilebilir” şeklinde hüküm bulunduğu sürece Personel Genel Müdürlüğünün bu yazısı hiçbir anlam ifade etmemektedir, Hükümsüzdür.
Diğer taraftan,  branşı sınıf öğretmeni olan yöneticiler derse girmezken branş öğretmeni olan yöneticilerin derse girmesi hem haksızlıktır, hem de Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” şeklindeki hükme de açıkça aykırıdır.

Yasal durum yukarıdaki şekilde karmaşık bir durum ifade etmekle beraber, asıl önemli olan bu sorunun eğitime verdiği zarardır. Nitekim bu uygulama hem öğrencilere, hem öğretmenlere hem de yöneticilere, dolayısıyla da okula ve eğitim öğretime ciddi zararlar vermektedir.

Öncelikle, öğrenciler açısından bakıldığında yöneticinin girdiği dersler; idari işler, telefonlar, gelen giden misafirler nedeniyle yarım yamalak ve de verimsiz olacağından ötürü öğrenci için ciddi bir kayıptır. Öğretmenler açısından bakıldığında ise okuldaki ek dersler yöneticilerce doldurulmuş olacağı için ek dersini dolduramayan öğretmenler için de bir kayıptır. Yöneticilere gelince en büyük zararı onlar görmektedir. Nitekim zaten okulun bitmek tükenmek bilmeyen işleri bir tarafta dururken, özellikle de ikili eğitim yapan okulun yöneticileri günde on saate yakın ücretsiz mesai yaparken bir de kalkıp iş olsun diye derse girme zorunluluğu yöneticileri çileden çıkarmaktadır.
Basit bir soru aslında durumu ortaya koyacak, tüm ilgililerin bakış açısını değiştirecektir. Ortaya soruyorum (özellikle 439 sayılı kanunda imzası olan vekillerimize)
Anadolu lisesinde okuyan çocuğunuzun, matematik dersine okul müdürü, fizik dersine müdür başyardımcısı, edebiyat dersine müdür yardımcısı girsin isterimsiniz?
Eğer cevabınız “evet” ise sorun yok, biz okul müdürleri ve yöneticiler 6 saat derse girelim, sizler sadece yasal düzenlemeyi her eğitim yöneticisi için adaletli hale getirecek şekilde yapınız. Cevabınız “hayır” ise o zaman 439 sayılı kanunun 6. maddesini yürürlükten kaldırarak eskiden olduğu gibi “6 saate kadar derse girer” şeklinde bir değişiklik yapınız.
Saygılarımla.

Alıntı: Abbasguclu.com

EĞİTİM İŞ İLANLARI

Sayfayı Paylaş