Vali okul müdürüne ateş püskürdü

Okul müdürleriyle bir araya gelen Vali Erdoğan Bektaş, yerini beğenmeyen okul müdürlerinin durmamasını ve bırakıp gitmesi çağrısında bulundu.
Milli Eğitim Müdürlüğü'nün merkez ve merkeze bağlı ilköğretim kurumu müdürlerini bir araya getirdiği değerlendirme toplantısına Vali Erdoğan Bektaş da katıldı.
Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonu'nda düzenlenen yaklaşık iki saat süren toplantıda Vali Bektaş okul müdürlerine önemli uyarı ve tavsiyelerde bulundu. Sözlerine emeklilik cümlesiyle başlayan Vali Erdoğan Bektaş, son günlerde sıklıkla bu cümleyi duymaya başladığını ve bir okuldaki 300-500 öğrencinin kaderinin kendi dertlerine bağlanamayacağının kabul edilemeyeceğini söyledi. Bunların kimsenin sorunlarıyla ilişkilendirilemeyeceğini belirten Vali Bektaş, "Buna hiç kimsenin hakkı yok. Bunun hesabını biz sormuyorsak yarın Allah soracak" dedi.
Eline fırsat geçtiğinde hiç kimsenin gözünün yaşına bakmayacağının altını çizen Bektaş, "Hiç kimseye acımıyorum, acımayacağım, acımadım da. Ama her zaman fırsat geçmeyebiliyor" şeklinde gözdağı verdi.
Koca bir okulun bir adamın emeklilik hesaplarına kurban edilemeyeceğini ifade eden Bektaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu işi yapmayacak olan çekip gitsin. Şart değil okul müdürü olmak. Ben çıldırıyorum. Bir okula gidiyorum pırıl pırıl diğer bir okula gidiyorum pislik içinde"
Okul müdürlerinin işlerini iyi yapmak zorunda olduklarını söyleyen Vali Bektaş, her okul müdürünün kendini diğer okul müdürleri ile kıyaslaması gerektiğini kaydetti. Her sabah kendisini diğer illerin valileri ile kıyasladığını belirten Bektaş, şunları söyledi: "İşini iyi yapan müdürlerin okullarında yüzler gülüyor. İşini iyi yapmayan müdürlerin okullarında yüzler asık. Müdürlerimiz güçlerinin sınırlarını zorlamalıdır. Aileleri eğitim öğretim sürecine ortak eden okullarımız başarıyı yakalayabiliyor. Bunu
başaramayan müdürlerimizin okullarında ise öğrencilerin yüzü gülmüyor. Bazı okullarda müdürlerin özellikle benim emekliliğim geldi demesi canımı çok sıkıyor. Özel dertlerimizi, sorunlarımızı ve hesaplarımızı okulun önüne koyamayız. Elime fırsat geçerse acımam, acımayacağım ve hiç acımadım. 250 üzerinde öğrencisi olan koca bir okul bir müdürün emeklilik hesabına kurban edilemez. Ben yapamıyorum diyen arkadaşımız varsa gitsin. Diğer okullardaki durum ile kendi okulundaki durumu kıyaslasın. Ben her sabah
kalktığımda 80 ilin valisi ile kendimi kıyaslıyorum. Ben bunu niye yapamamışım, nasıl yapabilirdim diye düşünüyorum. Atandığı okulu, mevkisini beğenmeyen varsa derhal o koltuğu boşaltsın."

SİSTEMDEKİ DEFOLARI DOLDURMALIYIZ
Eğitim sistemini de eleştiren Vali Bektaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Lise son sınıftaki oğlum bana 'dershane bana sınav kazandıracaksa ben neden okula gidiyorum' diye sordu. Daha önce her yerde doktor tabelaları görürdük. Şimdi çoğu kalktı. Çünkü sağlıkta işimizi iyi yapar hale geldik. Ama caddede şimdi etrafımıza baktığımızda her yerde dershane tabelası görüyoruz. Demek ki eğitimde işimizi iyi yapamıyoruz. Okul müdürlerimiz genelde ailelerin çocuklarının eğitimiyle ilgili olmadıklarından yakınıyor.
Aileler eğitime bu kadar önem vermiyor, para harcamıyorsa bu kadar dershane nasıl var? Ne zaman dershane tabelaları kalkarsa bilin ki o zaman biz işimizi doğru yapıyoruz demektir. Dershanelere karşı değiliz. Ne zaman sistemdeki defoları doldururuz o zaman sorun çözülür"

DENEME SINAVI SONUÇLARI SEVİNDİRİCİ
Milli Eğitim Müdürü Nihat Tarakçı ise, toplantıda yaptığı konuşmada gerek SBS, gerek ÖSS'de 2010-2011 eğitim öğretim döneminde önemli bir başarıya imza attıklarını, 2011-2012 eğitim öğretim döneminde ise elde ettikleri derecelerin altına düşmemeleri gerektiğini söyledi. SBS'ye yönelik düzenledikleri deneme sınavının ortalamasının geçen yıl Kastamonu'ya Türkiye 8'inciliği getiren başarı ortalamasının üstünde çıktığını açıklayan Tarakçı şunları söyledi:
"2007 yılında SBS'de 40'ıncı, ÖSS ve LYS'de ise 70'inci sıralarda geziniyorduk. Başarı başaracağım diyenindir. İnandık ve başardık. İnanmazsanız başaramazsınız. Biz size inandık, siz bize. Siz öğretmenlerinize inandınız onlar öğrencilere ve velilere. Geçen yıl SBS'de 8'inci, ÖSS'de 4'üncü, TM'de ise 2'nci olduk. Ama ne zaman başarılıyım derseniz o zaman başarıdan uzaklaşmaya başlarsınız. Bu başarı ile yetinmeyeceğiz."
Bu sene yükün daha ağır olduğunu anlatan Tarakçı, sözlerine şöyle devam etti: "Bu derecelerin altına düşmememiz gerekiyor. Durumumuzu görmek içinde SBS'ye yönelik bir deneme sınavı gerçekleştirdik. Sonuç mutluluk verici. Kastamonu olarak 2010 yılı SBS'de 269 ortalama ile Türkiye sekizincisi olduk. Son yaptığımız sınava göre yeni ortalamamız 290. 9 sınıfta geçen yıl ortalama 148 iken bu yıl 163. 10'uncu sınıfta 138 iken şimdi 165. 11'inci sınıfta geçen yıl ortalama 150 iken bu sene ortalama 196. 12'inci
sınıfta ise geçen yıl 168 olan ortalamamız son yaptığımız deneme sınavına göre 181'e çıkıyor. Hepinizi kutluyorum ama bununla övünüp, yetinmeyeceğiz. Sonuna kadar çalışacağız. Daha çok çalışacağız. Yarın öleceğimizi, görevden alınacağımızı bilsek yine de çok çalışmalıyız."
Okullaşma oranları ile ilgili de toplantıda bilgi veren Tarakçı, 2000 yılından bu yana bu noktada büyük bir atılım sergilediklerine işaret ederken sadece okur-yazar oranının artırılması yönünde daha çok çaba harcamak zorunda olduklarını belirtti. İlköğretim de okullaşma oranı yüzde 102 iken okur-yazar oranının yüzde 86'da olmasının üzüntü verici olduğunu kaydeden Tarakçı, konuşmasını şöyle sürdürdü: "2000'li yıllarda okul öncesi okullaşma oranımız yüzde 8'idi. 2007'de bu rakam yüzde 28'e çıktı. Şu an
okul öncesi okullaşma oranımız yüzde 86. 2000 yılında ilköğretimde okullaşma oranımız yüzde 96'ydı. Şimdi ise ilköğretimde okullaşma oranımız yüzde 102. Ortaöğretimde yüzde 60'tan yüzde 78'e çıktık. Ciddi bir ivme kazandık. Kız öğrenci sayımız erkek öğrenci sayımız ile hemen hemen aynı. Sadece okur-yazarlık konusunda daha çok çaba sarf etmeliyiz. İlköğretim okullaşma oranı yüzde 102 olan bir kentte okur-yazar oranının yüzde 86 olması üzüntü verici."

GAVURA KIZIP ORUÇ BOZMAYACAĞIZ
İlk kez bu sene dördüncü sınıftan itibaren uygulanmaya başlanan DynEd Yabancı Dil Eğitim Projesi'ne de değinen Tarakçı, Romanya'da yabancı dil bilmedikleri için yemek siparişi veremediklerini ve yeni yetişen neslin en az bir yabancı dil bilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.
DynEd'in önemli bir proje olduğunu anlatan Tarakçı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çalışmalarımızla birlikte yürüteceğiz. Romanya'ya altı arkadaş gittik ama bir sipariş veremedik. Çocuklarımızın yabancı dil bilmesi önemli. Abdurrahmanpaşa Lisesi'nde Osmanlı dönemine ait bir diploma var. O diplomada o dönemde altıya yakın yabancı dil eğitimi verildiği açıkça görülüyor. Bizim atalarımız bunu başarmış. Biz neden yapamayalım. Okullarımızdaki İngilizce ortalamamızda bir düşüş söz konusu. Geçen yıl 38.43 olan yabancı
dil ortalamamız bu sene 20.48'e kadar geriledi. Gavura kızıp oruç bozmayacağız. Bu düşüşün nedenlerini araştırıp gerekli önlemleri alacağız."
Kastamonu'da 9 bin civarında okuma yazma bilmeyen vatandaşın bulunduğunu hatırlatan Tarakçı, bunlardan bin tanesine okuma-yazma öğrettiklerini fakat geriye kalan 9 bin vatandaşın hâla okuma yazma bilmediğini bildirdi. Tarakçı, bu konuda da okul müdürlerinden tespit isteyerek kendilerine bildirmelerini istedi.

İhlas Haber Ajansı

EĞİTİM İŞ İLANLARI

Sayfayı Paylaş