FİGÜRANLAŞTIRILAN ÖĞRETMENLER !

Son günlerin günah keçisi oldu öğretmenler. Her gün basın ve kamuoyu karşısında azarlanmakta, aşağılanmakta ve itibarsızlaştırılmaktadırlar. Bizler “ Bir harf öğretene kırk yıl köle olan “ bir kültürden geliyoruz. Altının çamura atılsa da altın olarak değerini koruyacağından şüphe duymuyoruz.
  Bir ülkenin felaketinin de, yükselişinin de eğitimden geçtiğini hiç unutmadık. Hal bu iken son zamanlarda başlayan bu linç kampanyasının nedenlerine bir bakış atalım istedik:
- Eğitimciler, eğitim sisteminin temel bileşenleridir. Aydınlanmanın itici gücü, yozlaşmanın ise yılmaz direnişçisidir. Toplumun geleceğini şekillendiren mimarlardır öğretmenler. Her fırsatta övündüğümüz genç nüfusumuza, kendisine, ailesine, ülkesine ve milletine faydalı bireyler olması için yol gösteren birer ilim feneriyiz. Bir ülke düşünün ki genç ve dinamik nüfusu ile övünecek, genç neslin devamlılığı için her aileden üç çocuk isteyecek ancak küçük bir eğitim kadrosu hedefleyecek, öğretmen sayısının fazlalığından şikayet edecek. Genç bir nüfusun varlığı kadar, bu nüfusun taşıdığı nitelikler de önemlidir. Aksi takdirde nicel olarak büyük bir topluluk var olsa da , nitelik olarak katkı sunan, üreten, yetişen ve yetiştiren verimli bir yapı oluşmayacaktır. Nitelikli ve donanımlı bir nüfusa sahip olmak, eğitim sistemini ve eğitimcileri yüceltmeyi gerektirse de son zamanlarda tam tersi uygulamalar ile karşı karşıya kalmaktayız. Her gün karşılaşılan olumsuz söylemlerin yanı sıra toplumsal statü ve özlük hakları bakımından bir linç kampanyası başlatılmış durumdadır.
- Bakanlık bürokratları, eğitim sisteminde katılımcılığın, paydaşlığın, ekip ruhunun önemini vurgularlarken eğitim çalışanlarının beklenti ve görüşleri yok sayılmaktadır. Eğitim sisteminde bu denli köklü değişiklikler yapılırken, öğretmenler değişimin dışında tutulmuş, veliler ise kendilerini bir cevabı olmayan soru havuzunun içerisinde bulmuşlardır. Katılımcı ve ekip ruhu içeren bir eğitim sistemini oluşturmak çok mu zordu ? Sistem değişikliğine gidilecekse, bu sistemin ana hatları çizilebilir, zümre toplantılarında programın içeriğine yönelik katkılar alınabilir, seminer dönemlerinde bölgesel bazda çalıştaylar düzenlenerek eğitim programına nihai hali verilebilirdi. Böylece mutfaktaki aşçıya da kulak verilmiş olurdu. Bir eğitim programının yazımında, konu üzerinde araştırma ve çalışmalar yapmış akademisyenlerin katkısı ne kadar önemliyse, o programı sınıflarda uygulayacak öğretmenlerin de katkısı bir o kadar önemlidir. Uygulanabilirliği ölçülmemiş ve tartışılmamış bir eğitim sisteminin uygulanmasında aksaklıklar çıkması kaçınılmazdır. Daha şimdiden cevap bekleyen pek çok soru oluşmuş, veliler öğrencilerinin geleceğinden endişe duyar duruma gelmişlerdir. Öğretmenlerin de katkı yaptığı ve sürece dahil olduğu bir eğitim programını sahiplenmek çok daha kolay olur, aksaklıkların pek çoğu öngörüler sayesinde giderilebilirdi. Takım çalışması ve katılımcılık bunu gerektirirdi.
- Son zamanlarda öğrenci merkezli eğitim adı altında, eğitim sisteminin tüm temel taşlarının yok edilmesi ve öğretmenlerin işlevsizleştirilmesine yönelik söylemler duymaktayız. Eğitim sisteminin öğrencilerin beklentilerine cevap veriyor olması elbette kaçınılmaz bir gerekliliktir. Ancak bunu yaparken öğretmenlerin itibarsızlaştırılması ve yok sayılması kesinlikle başarının anahtarı olmayacaktır. Her fırsatta “ Dezavantajları fırsata çevirmelisiniz! “ diyen yetkililere, öğretmenlerin motivasyon ve beklentilerini de gözönünde bulundurmaları gerektiğini önemle hatırlatıyoruz.
- Çok beklentileri yoktu aslında eğitimcilerin;
* Maaşlarına % 45 ya da danışman zammı istemediler.
* İki yılda emekli olmak istemediler.
* Bir zamanlar vekil maaşları, muallim maaşlarını geçmezken vekiller ile aynı maaşı talep etmediler.
* Okul önlerinde kendilerine tahsis edilmiş, kirası ve yakıtı devlet bütçesinden karşılanan makam arabaları da istemediler.
* Okul ortamında tartışmasız bir otorite olmayı da talep etmediler.
* Eğitimcilerin istediği sadece memur kesimi içerisinde statülerine uygun bir gelirdi. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’ nda da yer aldığı gibi “ Öğretmenlik bir ihtisas mesleğidir.” Bakmayın haftada maaş karşılığı 15 saat çalışıyor göründüğüne. Evine iş götüren tek memur kesimidir öğretmenler. Görevleri, yüz-ikiyüz madde ile sıralanamayacak kadar çoktur. Sınıf içerisinde harcanan efor için kıyas ölçüsü bulamazsınız. Buna rağmen ek ödeme kararnamesinin dışında tutularak ve toplu sözleşme masasında itibarsızlaştırılmaya devam edilerek
kendi teşkilatları içerisinde en düşük maaş alan kamu grubu olmaya mahkum edildiler. Kendilerini doğrudan ilgilendiren ve etkileyen eğitim sistemindeki değişikliklerde figüran haline getirildiler. Akıllı tahtalara, tablet pc lere, ücretsiz ders kitaplarına ve dersliklere bütçenin en büyük payını ayırmakla övünülürken, eğitimcilerin tüm motivasyon araçları ters yönde işletilmiş, kamuoyu önünde bilinçli bir linç kampanyası başlatılmıştır. Her ne kadar uzaktan eğitim sunumu yapan bazı bürokratlar, öğretmenlere çok değer verdiklerini ve öğretmenleri önemsediklerini belirtseler de; kapalı devre bir sistem içerisinde bunlar söylenirken, medya ve kamuoyu önünde Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı da dahil olmak üzere ülke yöneticileri tarafından öğretmenlerin itibarsızlaştırılıyor olması, öğretmenlerimizin tüm şevkini kırmaktadır. Buradan tüm yetkililere seslenmek istiyoruz:
Okulları istediğiniz şekilde donatın, sistem üzerinde istediğiniz değişiklikleri yapın, EĞİTİMCİLERİN MUTSUZLUĞU ÜZERİNE BAŞARILI BİR EĞİTİM SİSTEMİ İNŞA EDEMEZSİNİZ !
Yeni-SEN Yönetim Kurulu
Alıntı: ogretmenler.biz

EĞİTİM İŞ İLANLARI

Sayfayı Paylaş